Kedim Dali

PitaPata Cat tickers

27 Mayıs 2013 Pazartesi

10 Nisan 2013 Çarşamba

7 Nisan 2013 Pazar

Dikiş dikmeğe zaman lazım ;(

Sürekli aklım dikiş dikmekte , fırsat bulsam da ne diksem derdindeyim... Çok şükür hayat yolunda ve yoğun, ama ama işte dikişe zaman az kalıyor. Bir de zaman kalsa da, ben çok yorgun da oluyorum- bu son tahlilimde B12 eksikliği de çıktı... Neyse ama hiç birşey yapmadım değil! İlk önce krm in yatak yan korumalıklarını diktim. Sonra bu ilk çantamı diktim. Patronu vardı, kolay oldu ;) mesutum ;)








8 Mart 2013 Cuma

Sonunda :)

Uzunnnnnnnnnnnnnnnnn Bir Aradan Sonra,
Aslında bir bloğum olduğunu da nasıl da unutmuşum.. ama bugün çok heyecanlı ve hevesliyim- dedim ki bunu yazmalıyım falan filan derken yazıyorum.
Yine uzuuuuun zamandır aklımda olan ama cesaret edemediğim bir şey yaptım. Annem sürekli söylüyordu, can dostum F. de söyleyince evet dedim almalıyım.
Veeeee bugün artık bir dikiş makinem var. Altta resmini de ekliyorum. süper üstün niteliklere sahip değil ama benim işimi çok iyi göreceğine eminim. Evimde makine olacağı için çok sevinçliyim. aklıma bir dolu şey var yapılacak olarak...
Rahmetli anneannemi hatırlatması için adını Saadet koyuyorum :)

3 Haziran 2011 Cuma

Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!

Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!: "“Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."

19 Ağustos 2010 Perşembe

31.haftam,


Uzun zamandır yazmadığımı fark ettim, ve bu sıcak günde hazır hamileliğim de bitmeden bir yazı daha yazayım dedim. Hem de bu sıcak günde! İkili test, amniosentez sonrasında bebeğimizin down sendromu riski olmadığı öğrendiğimiz için gerçekten çok mutlu olduk. Allah tüm bebeklere ve ailelerine sağlık versin.



Şimdi ise doğum yaklaştı ve biraz heyecanlanmaya başlıyorum. Nasıl olacak, normal doğum yapabilecek miyim, dayanabilecek miyim ve buna benzer bir sürü soru var aklıma düşen…


Bu aralar bebeğimizin odası ile ilgili eşya dolap bakmaya ve siparişleri vermeye başladık. Azcık azcık minik giysiler almaya başladım- çok keyifli! İsteyen herkese bebek nasip olsun inşallah! İçimde değişik bir merak var, heyecan var, endişe var, ama sabırlıyım bir an evvel doğsun demiyorum. Sağlıklı bir şekilde dünyaya gelişini hayal ediyorum…


Odası hakkında henüz tasarlanmamış olan bir çok şey var, ve acaba güzel bir oda hazırlayabilecek miyim minik oğlumuza diye merak ediyorum…


Sevgili teyzesi F. bize minik oğlu A.’ nın bazı giyilmiş ve giyilmemiş cicilerini ve bazı aksesuarlarından verdi. Benim aldıklarım da var. Hepsini yıkayıp odasına yerleştirdikten sonra bakacağım, sanırım yetecek gibi , giysi almama gerek yok gibi.. ama yine de gözden geçireceğim belki birkaç zıbın almam gerekir?


Aslında korku mu desem endişe mi desem aklımda bir sürü düşünce var. Becerebilecek miyim? İyi bir anne olabilecek miyim, işlerim nolcak? Hem iş hem bebeğim eşim ve ev hepsinin altından kalkabilecek miyim, tüm bu düzen beni yoracak mı? Emzirebilecek miyim? Sütüm besliycek mi? Daha devam edebilirim ve sonu gelmez gibi duruyor? Sanırım tüm hamile kadınların hissettikleri bu şekilde oluyordur…

20 Nisan 2010 Salı

13.hafta-ikili test sonucu


İkili test sonuçlarımız neticesinde bebeğimizin US resimleri gayet iyi ve gelişmiş çıkarken benim kan değerlerimin istenilenin dışında (anormal) çıkması , beni ilk önce sarstı. Çok üzüldüm, bu testlerin neticelerini araştırdım  ve 2. Dr arkadaşa sordum ve zamanla anladım ve alıştım ki, bu test sadece yüksek riski ifade eden bi test- yani Amniyosentez sonucunda bebeğimiz normal ve sağlıklı çıkabilir. Ve hatta çıkabilme olasılığı çok yüksek! Benim gibi bir çok kişinin böyle yüksek biokimyasal sonuçları çıkmış ve amniyosentezleri de temiz çıkmış ve bebekleri de sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmişler- darısı bizim başımıza diyorum.
şimdi önümde 2 hafta var, 2 hafta sonra amniyosentez ve ondan da 3 hafta sonra sonuçalrı öğreneceğiz. uzun bir bekleyiş- ama sabırlıyım.. umarım ki herşey iyi ve güzel olacak!tüm gebelere sağlıklı hamilelik süreci, kendilerine ve bebeklerine sağlık diliyorum...

3 Nisan 2010 Cumartesi

11. hafta son durum :)


Bu hafta kendimi biraz daha iyi hissetmem gerekirken sanki daha  da bulantılı geçti... öyle ki bu sefer de bulantımın artmasından doğan bir sorun mu var diye düşünmeye başladım.. ama sanırım bu tip endişeler hamileliğin getirdiği hüsnü kuruntular :)

Başka endişeler de duymuyor değilim, sevgili M.Ö. 'e söyleyince de bana güzel şeyler düşünmem gerektiğinden bahsediyor... Ben de biliyorum, ama  aklıma geliveriyorlar işte , napayım... ne gibi mi? mesela bebeğin sağlıklı olup olmaması, ters giden bir şey olursa anlayıp anlayamayacağım, doğmasal veya genetik bir hastalık olur  mu acaba, fiziksel bir sorun olur mu acaba vb....


Bu ara olan endişelerimin bir kısmı 10 gün sonra,  ikili test yapıldıktan sonra biraz yok olacağını umut ediyorum. Ve tüm anne adaylarına ve bebeklerine sağlık ve güzel enerji diliyorum.

29 Mart 2010 Pazartesi

10.hafta ve dr kontrolümüz

Geçen hafta perşembe sabahı (25mart) aç karnına DR a gittik. Aç gitme sebebimiz tiroit bezim için salgılanan TSH hormonumun ölçümü yapılması gerekiyordu. Ayda bir mutlaka yaptırmam gerekiyor, değerlerimdeki normal dışı oynama bebeğin sağlığını bozabilir. Bunu düşünmüyoruz, çünkü sonuçlarım gayet güzel çıktı. Ayrıca jinekoloğum bebeğin gelişimini normal buldu, maşallah! Kendisini dolgun fasülye olarak nitelendirip, 32,9 mm olarak ölçtü! Çok enteresan ama varlığını orada görmesem ve midem bulanmasa hamile olduğumu anlamayacağım. Sanki gıda zehirlenmesi geçiriyorum da tüm gün midem bulanıyor gibi... Mini G bize el salladı, elleri şekillenmiş ne enteresan bu kadar minicikken ilk kafa ve eller beliriyor! kalbi atmaya başlamış, var ve atıyor yani ..sonra haraketli sanırım suyun içinde olduğu için duramıyor- haha kıpır kıpır kıpraşıyor...Dr Hanım, azcık daha sabretmemi mide bulantılarımın azalacağını iddia etti. aslında bitsin istiyorum, ama bi sabah bulanmasa korkuyorum acaba bi şey mi oldu diye? neyse, alışacağım herşeye :)  2 hafta sonra da ikili test randevumuz var, endişeleniyorum sanırım her anne adayı gibi!

1 Mart 2010 Pazartesi

6.haftada ilk belirti : BULANTI :(((


aman nazar ettim kendime dostlar!
bulantım filan yok derken dün akşamdan beri bir ekşime, midede rahatsızlık, keyifsizlik ve inanılmaz bir baş ağrısı vardı ki bunun sebebinin lodos olduğunu zannediyorum. akşamdan beri reiki veriyorum kendime 19:30 dan sabah 7:00 e kadar uyudum ve sabah yine aynı mide haraketleri beni karşıladı....artık tamam: başımda mı dönüyor ne, filan derken mod'a girdim. ama neyse ki sabah muhteşem bir TV programına denk düştüm. psikolog D.Ö. adlı bir konuğu vardı Hülya Avşar'ın. bu programın her zaman takipçisi de değilim, ama midem kötü kafam dağılsın diye bakınırken dikkatimi çekti ve sonuna kadar dinledim. çok keyifli ve bilgi dolu bir sohbetti.
http://deryaozturk.com.tr/index.asp
bu sohbetten sonra kendime azcık çekidüzen verdim. ve toparlanıp işe geldim, döen döne midem ile işteyim ve mutluyum....

not: reiki vermek,tüm hamilelik şikayetlerinin azalmasına yardımcı oluyormuş..başka güzel yanlarının yanı sıra :)

24 Şubat 2010 Çarşamba

!!!!!!!!!!!dikkat, gezegenimizin yardımımıza ihtiyacı var!!!!!!!!!!

 
 
 
 

DÜNYA, SAATİNİ 27 MART 20:30’A KURDU…

1 Milyar insan, 100’den fazla ülke küresel ısınmayla mücadele için 27 Mart Cumartesi günü bir araya geliyor. 20:30-21:30 saatleri arasında ışıklarını kapatarak sen de kampanyaya destek verebilirsin.

Küresel iklim değişikliği konusunda Kopenhag’da Aralık 2009’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Zirvesi tüm dünyada hayal kırıklığı yarattı. Ne yazık ki, dünya liderleri adil ve yasal bağlayıcılığı olan bir küresel anlaşma için gerekenleri yapmakta yetersiz kaldılar. Yine de, dünya liderlerinin ve politikacılarının isteksiz ve cesaretsiz tutumu bizleri yıldırmadı. Karbon emisyonlarını azaltmak ve küresel iklim değişikliğini önlemek, yeryüzündeki yaşamı savunmak ve sürdürülebilir kılmak için şart.

27 Mart 2010’da, saat 20:30–21:30 arasında dünyanın dört bir yanından binlerce insan, küresel iklim değişikliğine karşı tepkilerini dile getirmek için tek bir sesin parçası olacak. Üç yıl önce Avustralya’da başlayan ve tüm dünyaya yayılan Dünya Saati Kampanyası, Eyfel Kulesi, Empire State Binası, Mısır Piramitleri gibi ülkelerin ikonu olan yapılarda uygulanarak katılımı artırdı, dikkatleri iklim değişikliğine çekti.

“Ben de küresel iklim değişikliğinden kaygı duyuyorum” demek ve tepkinizi dile getirmek için kampanyaya katılın, değişimi yaratanlardan biri olun. Yaşayan bir dünya için….

 
 
 
 
 
 
 

19 Şubat 2010 Cuma

hoşgeldin :)

Uzundur, bloguma yazı yazamamış olmam beni ara ara rahatsız ediyordu. Çok yoğun bir dönem geçirdim. Evlilik teklifi, evlilik öncesi ailelerin tanışması nişan nikah töreni ve ev hazırlıkları, tüm bunlar olurken yoğun iş temposu derken evlendik veeee arada bir 4 aylık anlatım boşluğu oluştu. Şimdi zaman buldukça yazmak istiyorum.
Hayatımda bambaşka bir durum var… hamileyim…


Bu bir beklenmedik bir netice değildi zaten, ama yine de heyecan endişe mutluluk karmakarışık bir duygu seli içinde kaldım. Aslında sevgili kocam M.Ö. ile 15 şubatın akşamında evde yaptığımız test ile şu anda kırık pirinç tanesi kadar olan embriyomuzun varlığından haberdar olduk. 3 gece doğru dürüst uyuyamadım, genel bir stres kocaman bir ACABA, sevinç,cahillik (bilgisizliğimin) endişesi, korku, gebelik korkusu, doğum korkusu, , gurur, sevgi, hayret, şükran, umut , geleceğe dair güzel temenni ve MUTLULUK içindeyim.Ve ben ancak dün gece rahat bir uyku çekebildim.
16 şubatta sevgili M.Ö. ile Dr. C. Hnm’a gittik ve bizimkinin sadece 6.9 mm olduğunu söyledi. Ben heyecandan dalmışım cm sanıyorum, aman fasülyem bir tanem derken Sevgili dostum F. bana milimetre ölçüsünde olduğunu söyledi. Heeeeeee öle mi??? Aman bu daha küçük bir şey hahahaha embriyo :)

Hemen ilk fırsatta 2 kitap aldık, yavaştan okumaya başladık :) ama uykum geliyor ve okumaya başlar başlamaz gözlerim kapanıyor. Dur bakalım daha çok vaktimiz var.
Bu arada platese başlamak istiyordum hatta kayıt bile yaptırmıştım, daha ilk dersimi bile alamadan iptal oldu… ama içimde kalacak doğum sonrası mutlaka gitmek istiyorum…
Daha herkese söylemedik, geleneksel aman bir şey olursa üzülmesin kimse sonra bir de dert anlatma derdim olmasın diye düşünürken oldukça hızlı yayılır oldu… ben de boşverdim napayım artık.. kısmetimizde varsa emriyomuzu içimde büyütmek, doğurmak, dünyada büyütmek ve onu yaşamak olacaktır. Tevekkül ettim.
Hoş geldin rahmime, bize! Umarım rahat, huzurlu ve sağlıklı bir 9 aylık bir dönemimiz olur!

19 Ekim 2009 Pazartesi

Eylül 2009 a dair...

Tüm bu tetkik ve analizler olurken hayatımda bambaşka bir değişiklik oldu.


Tam olarak yaşadığım o günlere dönersem 11 Eylül sabahı biyopsi yapıldı, inanılmaz gergindim sanki büyük bir operasyona gireceğim. Bu sonuçları beklemek zorunda iken biz, zaten arzu etmiş olduğumuz tatil programımızı 12 eylül sabahına sevgili M.Ö.’ün teşvikiyle aldık. Ver elini Bodrum-Gümüşlük! Sabah uçağı, çok hoş hemen öğle vakti vardık; çok beğendiğim ve bir daha gidersem mutlaka orada kalacak olduğum Otel Gümüşlük’e vardık.


http://www.otelgumusluk.com/


Sevgili M.Ö. çok güzel bir otel seçmiş, bu yüzdendir ki tüm tatil programlarımızı artık ona bırakıyorum.


Hava henüz ısınmamıştı, hafif kapalı arada güneş kendini gösteriyordu. Biz yola çıkmadan İstanbul’da sel olmuş ve tehlike halen devam ediyordu. Güneş çıkınca ısıtıyordu ve bu beni çok mutlu etti, yüzebileceğimiz bir hava yoktu. Ama, “iyi ki geldik” dedim tüm tatil boyunca.


Biraz etrafı gezmek için çıktık otelden, salın salına yavaş yavaş ! Daha önceden gittiğimde de tadına doyamadığım poğaçaları yemek üzere Cafe Mandalin’e oturduk. Anlattığım kadar vardı, sıcak sıcak gelen poğaçaları sadece ilk değil her gün gidip yedik ve yemeğe doyamadık. Alışmıştı M.Ö. her seferinde sıcak çıkanı bekliyordu. Ufak bir marinası var Gümüşlük’ün , tam orada işte bahsettiğim Cafe! Orada güneş gelen şezlongvari sandalyelere oturup sıcak güneşi tüm kemiklerimize çekerken çay ve poğaçalarımızı yedik ve üstüne yine sıcak çıkan elmalı kurabiyeleri yedik….oooff, giderseniz mutlaka deneyin!


Akşama doğru yemek için hazırlanmış ve sahildeki cici kabak aydınlatmalı lokantalardan birine oturduk. Elbette ki balık yemeği tercih ettik. Mezeler, ara sıcaklar, bol yeşil salata ve balık; ve sevgili M.Ö. ile sohbet- çok güzeldi. Artık yavaştan günün yorgunluğu üstümüze çökmeye başlamış, rakının mayhoşluğu ile de gözlerim kapanmaya başlamıştı. Vakit erkendi daha, ama yolculuk, hava değişimi, İstanbul’daki gönül yorgunluğu (biyopsi vs.), buranın atmosferi ve rakı ile rahatlamış ve gerginliğim ilk gün itibari ile son bulmuş, uykum gelmişti. Ama yine sevgili M.Ö. ün ısrarı ile lokantanın karşısındaki bakkaldan bir adet Miller alıp sahilde paylaşarak içmeye onay vermiştim. Aslında esen rüzgarın sertliği ve üstümdeki pardesünün bile beni ısıtmayacak olmasını anlamam ile pişman olmam bir oldu. Ama sözü verdik sevgiliye ve tutalım…


Başladık sahildeki lokantaların önünden yavaş yavaş yürümeye.. sahilde lokantaların hemen bitiminde bodur bir ağaç yanında da kumsala çekili bir sandal, hemen iliştik kenarına! Sonra ben üşüdüm yer değiştirdik, afiyet olsun biramızı yudumlarken...


“Aslında daha farklı bir şey yapmak istiyordum” dedi sevgili. Ben de nasıl, ne gibi derken daha…


“benimle evlenir misin?” deyip özenerek yaptırmış olduğu yüzüğün kutusunu açtı. Ve ben ısınmıştım, hatta sıcak bile denebilirdi! Şoka girdim, daha Gümüşlük’te olduğumuza inanamazken, şimdi bir de bu güzel 3 kelime kulaklarımda çınladı.



“Evet!”






Not: foto yu ertesi gün gidip, aynı mizanseni yaratıp çektik ;)

25 Eylül 2009 Cuma

Bendeniz Hashimoto :)

Uzun bir aradan sonra tekrar yazmaya başlamak kolay olmuyor. Aslında bu zaman zarfı içinde hayatımda çok farklı olaylar oldu. Öncelikle bahsetmek istediğim konu tiroit muayenem ve sonrasında yaşadığım tetkik ve analizler sonucu hastalığımın adları…



Sevgili M.Ö. ile beraber Profesöre gittiğimde çok heyecanlı ve tedirgindim. Ama Dr Bey gayet sakin, olgun ve bilgili ruhuyla bizi karşıladı. Anemnez (hastalık öyküsü) ve fiziki muayeneden sonra, haklı olarak bu iki nodülün ne olduğunu öğrenmemiz açısından bizden İnce İğne Biyopsisi yaptırmamı istedi. Ayrıca kan tahlilime ek ilaveler yaptırmamı söyledi. Onları yapıp tekrar Dr Bey ile görüşmek üzere ayrıldık.


İşte bu biyopsi, işin içine girince gerçekten tedirgin oldum. Neler oluyor, bir sorun çıkarsa ne olur diye! Yaptırması da ayrı bir dert, sonucu beklemesi ayrı ve belki de sonuçtan sonrası da… Allahtan biyopsi sonucum temiz çıktı, daha öncesinde biyopsimi yapan sevgili Uzm.Dr. ve muayene eden Profesörün de tahmin etmiş olduğu üzere koloidal bir hücre yapım varmış. Çok şükür! Gerçekten de çok iyi uzmanlarla karşılaştım, ve bu süreçte özellikle sevgili M.Ö. ve dostlarım A. , F. Ve Y. in hep yanımda/telefonun ucunda sevgilerini ve iyi dileklerini hep hissettim. İnsanın dostu olmalı bu hayatta….sizi çoook seviyorum.


Netice olarak nodüler guatr ve Hashimoto hastalığı* teşhisi ile her gün hayat boyu şimdilik 25 mikrogram hormon almaya hüküm giydim, mutluyum.





*Tiroid bezi yetmezliğinin en sık nedeni Hashimoto Hastalığı geçirmektir. Hashimoto hastalarının hemen tamamında hipotiroidi kalıcı olarak yerleşir. Bu hastalıkta tiroid bezi, nedeni bilinmeyen bir şekilde küçülür ve hormon yapacak hücreler azalır; sonuçta tiroid hormonu az yapıldığından tiroid yetmezliği ortaya çıkar.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Muayene :)

Bugün 2005 ten beri vücudumda bulunan ve bu sene yanına arkadaş bir ikinci nodül almış olan tiroidimi göstermek üzere bir profesöre gideceğim. Ne ile karşı karşıya olduğumu bilmediğim için biraz heyecanlıyım. Her ne kadar tababetin içinde de olsam ve internette araştırma da yapmış olsam da iki nodüllü bir tiroidi taşımak ve artık kan değerlerimin değişmiş olması beni tedirgin etti. Umarım herşey sağlıklı bir şekilde gelişir.

3 Eylül 2009 Perşembe

SU!

Dün gittiğimiz büyük alışveriş marketine esas gitme sebebimiz başka idi. Sebebi bana 1Lt lik su şişeleri almaktı. Çünkü ben su içmeyi hep unutuyorum.Bu yüzden kendime masamın üstüne pet şişeyi koyuyorum ve gördükçe içiyorum.Eminim bunu bir çok kişi çoktan yapıyordur, utanarak belirtmeliyim ki ben daha yeni başladım. Aslında uzun zamandır yorgunluk çekmemin sebeplerinden biri de belki sudur??? :))))








suyun faydaları için:




suyun özellikleri:


Çim Bakım Takvimi

Aslında ben kendi minik çimime nasıl bakacağımı bilmediğim için internetten araştırdım ve her sayfada aşağı yukarı bu notlar vardı. Esas orijin yazı kime ait olduğunu bilemiyorum, o yüzden adını ve/veya linkini yazmayacağım.
Dün sevgili M.Ö. ile sanıyorum hayatımda ilk defa gittiğim büyük alışveriş marketinden çim için uzun yarayışlı çim gübresi aldık ve hemen dönüşte uğradığım çiçekçiğe sordum -nasıl yapılmalı diye. O da işini elinden alıyorum diye pek istemeyerek birşeyler geveledi. Çok enteresan, acaba herkes bahçıvan mı tutmalı veya bakım için onlara mı başvurmalı? Gerçi zaten ben, ondan marketten aldığım güzel dandik 3'lü çiçek saksıma cam güzelleri aldım. Üstelik ayıp olmasın diye de ona diktirdim, ücretini fazlasıyla ödemek koşuluyla-ben de ekmesini bildiğim halde. Neyse ama gerçekten yardımcı olmak istemedi. Ama hiçbir şey keyfimi bozamaz! Akşam üstünü bekledim ve sulayıp inanılmaz cimri bir şekilde çime gübreleri saçtım. Neden az saçtığıma gelirsek, yazın başında baharda da çiçeklerime özel gübre koyayıp demiştim çok koymuş olduğumu farkettiğimde çoktan yanmışlardı :( Umarım bu sefer başarılı olmuşumdur :)


Ocak
Ocak ayı içinde çim alanınız için yapabileceğiniz tek şey dökülen yaprakları temizlemektir. Bu yağışlı ve çoğunlukla soğuk dönemde çimleriniz için yapabileceğiniz pek fazla bir işlem yoktur. Ancak yine de dikkat etmeniz gereken bazı noktalar vardır. Donmuş çimlerin ve alanınızda oluşan göllenmelerin üzerinde yürümeyin. Bunlar alanınıza zarar verir. Ocak ayı alanınızda kullandığınız aletleri, makinaları bakımdan geçirmeniz için ideal bir aydır. Şaka bir yana bundan sonraki işler gayet ciddiyetle yapılmalıdır.
Şubat
Ilıman bölgelerde çim bakım zamanı Şubat ayı içinde başlayabilir. Ortaya çıkan solucanlarla savaşa yine bu ay içinde başlayabilirsiniz. Ancak Mart ayı gelmeden alanınızda biçim yapmayın. Eğer ekim yapmayı planlıyorsanız, havalar iyi gittiği sürece Şubat ayı içinde toprağınızı hazırlamaya başlarsınız. Şubat ayının ikinci yarısında Ege ve Akdeniz bölgesinde ekim yapmaya başlayabilirsiniz.
Mart
Çim alanlarda çalışma programı aslında Mart ayında başlar. Çimlerin büyümeye başladığı, hava ve tÇim alanlarda çalışma programı aslında Mart ayında başlar. Çimlerin büyümeye başladığıoprak durumlarının iyi olduğu bu dönemde, dökülmüş yaprakları ve alanınızdaki çöpleri temizlemek için tırmıklama yapın. Burada dikkat edilmesi gereken nokta tırmıklarken çime zarar vermemektir. Orası bitince komşunun bahçesini de temizleyip bahşişinizi alın(payıma düşeni de bana gönderin). Kış ayları boyunca ayaza maruz kalmış çimleri silindirlemek iyi bir yoldur. Bu ay içinde yapacağınız ilk biçimde çiminizin üst kısmından alın. Bu dönemde yapılacak alçak biçim alanda sararmalara neden olabilir. Biçim için alanın kuru olduğu bir günü seçin. Bu ay için ayda iki biçim yeterli olacaktır. Mart ayı içinde yapılacak tek iş biçim değildir. Alanda hastalık olup olmadığını da bu ay içinde gözlemleyebilirsiniz. Eğer gerekli ise ilaçlama yaparsınız.
Nisan
Gübreleme ve zararlı mücadelesi çimlerinizin ve zararlıların hızla büyüdüğü Nisan ayı sonuna doğru başlar. Toprak sıcaklığının arttığı Nisan ayının ikinci döneminde çimlerinize Amonyum Nitrat uygulamanız faydalıdır. Bu ay içinde çimlerinizin fazla uzamasını engelleyecek sıklıkta biçim yaparsınız. Yine de ev bahçelerinde çimlerinizin boyunu 2.5 cm den aşağıya indirmeyin. Nisan ayı kıştan zarar görmüş bölgeler için ara ekim yapılmasının uygun olduğu bir aydır. Karasal iklimin hüküm sürdüğü bölgelerde bu ay içinde ekim yapılabilir.
Mayıs
Mayıs ayı ile birlikte daha sık biçime başlarsınız. Çimlerinizin boyunu daha kısaltabilirsiniz. Bütün aylar içinde Mayıs ayı zararlılarla savaş için en uygun aydır. Zararlılarla savaş için havanın iyi olduğu bir günü seçmeyi unutmayın. Ayrıca çiminiz kuru, toprağınız ise nemli olmalı. Çim ekimini Mayıs ayının ikinci yarısına kadar tamamlamalısınız. Çim alanınıza azot takviyesi yapabilirsiniz. Bu ay içerisinde toprak genellikle nemlidir ama bazen kuru ve sıcak bir hava dalgasıyla karşılaşabilirsiniz. Eğer böyle bir durum meydana gelirse çimlerinizde bir problem meydana gelmesini beklemeden sulamaya başlayın.
Haziran
Haziran ayı içersinde kuru ve sıcak bir hava dalgasıyla karşılaşırsanız, biçim boyunuzu daha uzun tutun. Haziran ayıyla birlikte yaz gübrelemesi zamanı başlar. Eğer çiminizde renk değişiklikleri ortaya çıkmışsa Amonyum Nitrat kullanabilirsiniz. Bazı zararlılar Mayıs ayı içerisinde yaptığınız zararlı savaşından kurtulmuş olabilir. Haziran ayı bunlarla savaşmak için uygun bir dönemdir.
Temmuz
Temmuz ayı içinde düzenli olarak biçime, sulamaya ve tırmıklamaya başlayın. Ev bahçeleri için Temmuz ayının en büyük problemi ailenin tatile gitmesidir. Evinizden uzak kaldığınızda bahçenizle ilgilenecek ve biçim yapabilecek bir yardımcı bulmaya çalışmalısınız. Eğer Haziran ayı içerisinde gübreleme yapmamışsanız ve yeterli suyunuz var ise azot uygulaması yapabilirsiniz.
Ağustos
Ağustos ayında da Temmuz ayında yapılan işlemler devam ettirilir. Siz tatildeyken bahçeniz bakımsız kalmışsa yapılacak en iyi şey çimlerin boyunu hemen kısaltmamaktır. İlk önce hafifçe üst kısımlarını biçin bir kaç gün sonra çimlerinizin boyunu kısaltmaya başlayın. Ağustos sonralarına doğru ekim işlemlerine başlayabilirsiniz. Karasal iklimin hüküm sürdüğü bölgelerde son gübreleme yapılmalıdır.
Eylül
Çim bakımında sonbahar programı Eylül ayıyla başlar. İlk yapılacak iş çimlerin boyunu sonbahara uygun bir boya alçaltmaktır. Solucanlar bu ay içinde aktif duruma gelirler. Bu dönemde ortaya çıkabilecek zararlılar için zirai ilaç bayilerinin tavsiye edeceği ilaçlar kullanılabilir. Eylül ayı bütün bölgelerimizde tohum ekmek için en uygun aydır. Eylül ayının birinci yarısında Ege ve Akdeniz Bölgelerinde son gübreleme yapılmalıdır.
Ekim
Ekim ayı içinde düzenli biçim sona erer. Çim alanınızın üstüne dökülen yapraklar temizlenmediği takdirde çiminize zarar verir ve solucan probleminin artmasına neden olur. Bunun için alanınızı süpürmeyi ihmal etmeyin. Ekimin birinci yarısında tohum ekim işi sona erer.
Kasım
Kasım ayı içerisinde çim alanınızda yapacağınız işlemler oldukça azalır. Bu işlemler alanınızı yapraklardan ve diğer çöplerden temizlemek ve eğer alanınızda solucan varsa ilaçlama yapmaktır. Eğer istenirse alanınızı kıştan korumak için yanmış, elenmiş ve fumige edilmiş çiftlik gübresi serilebilir. Ayrıca Kasım ayında bahçeniz için kullandığınız bütün alet ve makinaları temizleyip, kaldırmaya başlayabilirsiniz.
Aralık
Aralık ayı yoğun geçen bir bakım döneminden sonra dinlenme zamanını müjdeler. Dikkat edilecek en önemli nokta ıslak veya donmuş çim alana zarar vermekten kaçınmaktır. Ama sakın iş bitti sanıp da rehavete kapılmayın , çünki önümüzde Ocak ayı var ve işlere yeniden başlıyoruz. Şimdiden size kolay gelsin.